27 Mart 2015

ENDÜLÜS-TARİFA

Sabah Vejer de la Frontera’daki harika otelimizde harika bir kahvaltı yapıp yola koyulduk. Yaklaşık 1 saat sonra önümde Afrika, arkamda Avrupa, solumda Akdeniz sağımda ise Atlas okyanusunun olacağı noktada yani Tarifa'da olacağız.

Böylesine ilginç coğrafi özelliğin yanında, Tarifa, Avrupa’nın sörf cenneti aynı zamanda. Her zaman çok rüzgarlıymış ancak biz Afrika kıtasındaki Fas’ın Tanger şehrine yapılan feribot seferlerini bile iptal ettirecek kadar şiddetlisine denk geldik.

Tarifa’ya geze geze vardık. Arabamızı tüm Endülüs şehirlerinde olduğu gibi eski şehrin dışında yer alan otoparklardan birine bıraktık ve valizleri sürükleyerek otele giriş yaptık. Otelimiz çok güzel. Eski şehrin göbeğinde çok güzel restore edilmiş taş bir bina. 




Ancak yalnızca 2 gun kalacağımız için tüm valizleri indirip otelin en tepesindeki odaya çıkarmanın gereksizliğini iş işten geçtikten sonra anladık. Tavsiye; eğer kısa kalacaksanız yalnızca 1-2 günlük ihtiyaçlarınızı yanınızda taşıyın. Çünkü böyle küçük yerlerdeki otellerde asansör olmadığı için valizler büyük sıkıntı olabiliyor. Otel çalışanları fiziksel olmayan her türlü yardıma açıklar (hangi plajlara gidelim, feribotla Fas’a gidelim mi, yunuslarla yüzelim mi her sorumuzu cevaplayıp bilgi verdiler) ancak valizleri odamıza çıkarmaya yardım eder misiniz dediğimizde küfretmiş gibi baktılar adeta! Valizleri indirmesi de ayrı bir dert hatırlatayım.

Otele yerleştik ve etrafı gezinmeye başladık. Yazlık bir şehir Tarifa. Aşırı rüzgardan dolayı ara sokaklarında kalmayı tercih ettik bir süre. Kafeler, sörf okulları ve haliyle sörf malzemeleri satan dükkanlar inanılmaz fazla. Çok sevimli ve sempatik bir yer.




Tüm Tarifayı ara sokaklardan çok çıkmadan gezdikten sonra fırtınanın da sürüklemesiyle kendimizi bir tarafımızın Akdeniz diğer tarafımızın Atlas okyanusunun kesiştiği noktada bulduk. 




Rüzgardan kumlar bıçak gibi saplanmasına rağmen bir çok kişi sarılıp sarmalanıp en uç noktaya gitmeye çabalıyordu. Biz de atkılarımızı yüzümüze dolayıp aynı macareya atıldık. İyiki de yapmışız. Terliklerimiz uçtu, bacaklarımız kum saldırısından bayağı acıdı ama çook eğlendik. İnat ettik en uç noktaya gidip dünya gözüyle kesişme noktasını biz de gördük.

Karşısı Fas

Tarifa Avrupa kıtasının Afrika’ya en yakın olduğu yer. Çıplak gözle Afrika-Fas görülebiliyor. Mesafe 11 km’ymiş. Fas’ın Tanger şehrine karşılıklı feribot seferleri var. (vize de gerekmiyor). Biz fırtınadan dolayı gidemedik ama Tanger’e gitmeyi çok istedik.


Tüm Endülüste olduğu gibi burada da yeme-içme olayı harika. İtalyan mutfağından, Fransız mutfağına, Fas, Cezayirden Tapasa her tür mutfağın iyisi var.




Sörf ve Kite okullarının çokluğundan dolayı plajlardaki hayat da çok eğlenceli. Dünyada sörf konusunda ilk 3’e giren plajlarından biri olan Playa Valdevaqueros’yu şiddetle tavsiye ediyorum.

Eğlenmek ve bol dans etmek için de Los Canos de Meca sahilinde yer alan beach barlardan birinde günü geçirebilirsiniz.

Tarifa'yı gezip tozmak için 2 gün yeterli. 1 gün de bile her yerini çabucak bitirebilirsiniz. Biz CebeliTarık'ı ve Fas'ı da programa dahil ederiz diye düşünmüştük. Ancak havadan dolayı yapamadık. Yine de çok aklımızda kalan bir yer Tarifa. Uzun bir tatil ve güzel yemekler için hep gelinebilir.

Restoran önerileri

Cafe Azul: Kahvaltıları çok güzel. Taze meyveli müsliden, taze hazırlanmış  limonataya herşey var.

Per Bacco: İyi bir İtalyan restoranı. Spagetti ve pizzalar gayet iyi.

Los Mellis: Çok iyi ve eski bir tapas bar.

Lola: Bu tapası da çok sevdik. Gerçi hepsi iyi.Hangisine gişeniz pişman olmazsınız bence.

Otel önerileri

Posada La Sacristia: Eski şehrin göbeğinde, çok güzel bir butik otel.


Dar Cilla: Sahibi Alman tatlı bir kadın. Eski şehrin surlarının hemen dışında. Çok güzel bir alternatif.


Hotel Hurricane: Sahilde kalmak isterim derseniz çok iyi bir seçenek. İçindeki restoranı da oldukça popüler.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder